Bayramdan Sonra Diyete Giriyorum!


Evet, yazın tatilde mis gibi taze ekmek ve ev reçelleriyle denize karşı yapılan o müthiş sabah kahvaltıları, "neyse şükür yaz bitti, şehre döndük artık yemem" derken ramazan'ın gelişi, bu sefer de mis gibi sıcak pide ve güzelim geleneksel iftar sofraları, 1 gün diye anneme gidip her seferinde 4-5 gün kalmalar, (yemek atmaktan nefret ettiği için "şu da kalmasın, bu da kalmasın, ama bunu da bitirin öyle gidin" ısrarları, oysa o incecik, tabii herşeyi bize yedirince haliyle öyle kalıyor) ha bugün rejime gireceğim, ha yarın derken aldık bütün alınmaması gereken kiloları. E tam Şeker Bayramı'nda da rejime girilmez değil mi? Oldu olacak bayramı da atlatalım, şunun şurası bir kaç gün... Ama kendime tanıdığım müsamaha bu kadardır bir gün bile fazlası olamaz. Çünkü yazdan beri süren bu geniş kapsamlı müsamaha dönemi bana inanılmaz kilo aldırdı. Kilomu bilmiyorum, kendi kendime bile öğrenmek istemiyorum, tartıya çıkıp da iyice moralimi bozmak istemiyorum. Rejime başlayıp da bir kaç kilo verdiğimi hissettiğimde çıkarım tartıya, ibre ne gösteriyorsa üstüne bir kaç kg daha ekler, meğer buymuşum derim. Ama imkanı yok, şimdi tartının yakınından bile geçmiyorum belki dengem bozulur da üstüne basmak zorunda kalırım yanlışlıkla kilomu görürüm diye!
Önceki yazılarda Şok Diyetlerin zararlarından bahsetmeye çalıştım bazı yerlerde işte biri daha: İnsan çok çabuk kilo verince değerini takdir edemiyor: "Bir kaç kilo alırsam alayım, bir şey olmaz, nasılsa istediğimde çabucak verebiliyorum" şeklinde yanlış bir saplantıya kapılıyor. Ama insan her zaman öyle kolay kilo veremiyor işte, hatta giderek çok daha zorlaşıyor bu iş.
Hani bir laf vardır: "Sigarayı bırakmaktan kolay ne var? Ben her gün bırakıyorum" gibi bir şey. Zayıflamaktan daha kolay ne var, ben her istediğimde zayıflıyorum! Ama önemli olan kilo almamak.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !