SEMİZOTU: Kanı temizler, idrar söktürür, sinir krizleri ve beyin yorgunluğunu geçirir, böbrekteki kum ve taşı döker. Tüm bunların yanı sıra şeker hastalarının susuzluğunu azaltır, kilo vermeye yardımcı olur. HAVUÇ: Kilo alıp vermemizde temel olan kan şekeri dengemizin korunması, aldığımız besinlerin glisemik endekslerine bağlıdır. Havuç, yüksek glisemik endeks içeren bir besin olmakla birlikte belli aralıklarla ve doğru şekilde tüketildiğinde sağlıklı beslenmede yerini alabilir. En doğrusu çiğ ya da haşlayarak tüketmektir. Gözler için çok faydalı olan havuç, mide ve bağırsak kanamalarında da etkilidir. Ayrıca damar sertliğini engeller, akciğer kanseri riskini düşürür. BROKOLİ: Brokolinin içerdiği beta karoten, yemek borusu, mide, bağırsak kanserlerinin riskini azaltıcı etkiye sahiptir. Brokoli ayrıca, B1 ve C vitaminleri, kalsiyum, kükürt, potasyum ve selenyum maddeleri içerir. PATLICAN: Kalp çarpıntısını giderir. Patlıcanın ayrıca pankreas, karaciğer ve böbrekleri kuvvetlendirici, idrar söktürücü etkileri bulunmaktadır. ENGİNAR: Karaciğer ve kalbin en iyi dostu olan enginar, kanı temizler ve yorgunluğu giderir. Ayrıca kalp adalelerini kuvvetlendirir, kolesterolü düşürür, mide ve bağırsakları dezenfekte ederek ishali durdurmaya yardımcı olur. Karaciğer rahatsızlığı olanların haftada en az 2 kere enginar yemeleri önerilir. BEZELYE: Kansızlığı gideren ve pekliği geçiren taze bezelyenin, kan kanserine karşı koruyucu etkisi bulunmaktadır. Tıpkı havuç gibi glisemik endeksi yüksek bir besindir. FASULYE: Taze fasulye, pankreas bezesini, böbrekleri, karaciğeri ve kalbi kuvvetlendirdiği gibi, albümin ve şeker hastalığına karşı etkilidir. ISPANAK: Demir yönünden zengin ıspanak, diğer yapraklı sebzelere nazaran daha çok protein içerir. Ispanak suyu, soğuk algınlıklarına karşı direnç sağlar, hemoroid rahatsızlığına iyi gelir, kalp adalelerini güçlendirir. Ispanak ayrıca, kemikleri ve dişleri sağlamlaştırır. LAHANA: B, C, E vitaminleri ve potasyum içeren lahananın, şeker ve romatizma hastalıklarına karşı faydalı olduğu biliniyordu. Yapılan son araştırmalarda lahanada bulunan U vitamininin de mide ve bağırsakların iç yüzeyini koruduğu ve yaraların iyileşmesini sağladığı ortaya çıktı.
Televizyondan, özellikle de sabah programlarından aşina olduğumuz zayıflama doktoru Ender Saraç, kilo vermek isteyenlere zerdeçal, nane ve yeşil elma koklamalarını önermiş: "Zerdeçal, nane ve yeşil elma kokularını günde 25-30 kere derin derin içinize çekerek, iştah merkezini rahatlatabilir, açlık hissinizi bastırabilirsiniz."
"Sağlıklı Zayıflamanın Sırları" adlı bir de kitabı bulunan Ayurveda Uzmanı (Yaşam Bilgisi) ve Aile Hekimi Dr. Saraç, sağlıklı ve hızlı kilo vermek isteyenlere şöyle önerileri var:
Bilinçli beslenme işin en önemli ayağıdır. Fakat sadece doğru beslenmeyle olmaz; mutlaka düzenli egzersiz de gerekir. Şok diyetler, açlık rejimleri, zamana karşı yarışan diyetler, tek gıda rejimleri, 10 gün lahana çorbası, karpuz diyeti, karbonhidrat diyeti, sadece protein diyeti, bütün bunlar yanlış. Dengeli beslenilmeli. Ama sadece bilinçli diyetle de olmaz, düzenli egzersiz, yürüyüş yapılmalı. Haftada üç- dört gün, bir buçuk saat civarında orta sporlar; mesela tempolu yürüyüş, hafif koşu, fitness, aerobik, yüzme, neden zevk alınıyorsa, o spor yapılmalı.
Diyetle beraber mutlaka düzenli egzersiz de yapılmalı ancak bunun saati doğru seçilmeli. Ayurvedaya göre, sabah 6 ile 10 ya da 18.00 ile 22.00 saatleri arasında daha çok yağ yakıyoruz. Çünkü bunlar Ayurveda'ya göre vücudun 'kapha' saatleri, yani daha çok biriktirme, yağlanma saatleri. Bu saatlerde metabolizmayı ısıttığınızda daha iyi sonuç alınıyor. Çılgınca egzersiz yapmayın, sporu zamana yayın. Çok ağır egzersiz ve çok ağır spor yanlış. Açlığın fazlası da sporun aşırısı da vücudu savunmaya sokar. Çünkü vücut bunları bir tehdit olarak ele alır. Bu nedenle, mutlaka düzenli yapılan egzersizlere ağırlık vermek lazım.
- Doğal bitki özlü çayların hepsi zayıflama sürecinde tüketilebilir mi? Piyasada tanınmış firmaların hazırladıkları form çaylarının formülleri güzel. Günde iki-üç fincan içilebilir. Birkaç hafta içip, ondan sonra ara vermek gerekir. Bunun dışında, mesela gazımız varsa rezene çayı, iştahımız çok fazlaysa ıhlamur çayı, sindirimimiz zayıfsa zencefil çayı, hormon krizlerinden dolayı daha çok yiyorsak adaçayı, metabolizmayı canlandırmak için yeşil çay, bağırsakları çalıştırmak için sinameki çayı, şekerimiz çok yüksekse kekik çayı gibi bitkisel çayları tüketebiliriz.
- Diyetlerde baharatların yeri nedir? Baharatlar çok önemli. Mesela zencefil yağları yakar, zerdeçal karaciğerden toksin attırır, biberiye iyi bir antioksidandır, kekik şekeri düşürür, sarmısak zayıflamaya yardımcı olur.
- Kişi zayıflamak istiyor, öğün saati değil ama çok acıktı. Açlığını bastırmak için yapabileceği bir şey var mı? İştahı azaltan ve zayıflamaya yardımcı bir ipucu şudur: Zerdeçal, nane ve yeşil elma kokularını günde 25-30 kere derin derin içinize çekerek, iştah merkezini rahatlatabilirsiniz.
- Bu karışım tokluk hissi mi yaratıyor? İştah merkezini sakinleştiriyor. Almanya'da yapılan bir araştırmada yeşil elma ve nane koklayan kişilerin, (bunların aromatik yağları da olabilir) daha hızlı kilo verdiği saptanmış.
* "Ayurveda Uzmanı Dr. Ender Saraç'tan Zayıflama Önerileri" başlıklı yazının tamamı için tıklayabilirsiniz.
Aşağıdaki besinlerin iştah kapatıcı etkisi olduğu söyleniyor. Kilo vermeye çalışırken bunlardan tüketerek diyetlerin baş düşmanı açlık duygusuyla başa çıkmanız mümkün. (Tabii kilo vermeye çalışırken muz, bal ve fındık, fıstık gibi yemişleri fazla abartmadan yemekte fayda var :) )
Karbonhidratlar: Kepek, buğday gibi tahıl ürünlerinde, sebze ve meyvelerde bulunur. İçeriğindeki lifler, sindirim sistemini harekete geçirir. Özellikle kompleks karbonhidratlar insanı tok tutar.
Triptofan: Vücutta serotonin oluşmasında ve hücrelere taşınmasında önemli bir görev alır. Serotonin de iştah hissini azaltır. Özellikle muz, avokado, yulaf ve peynirde bulunur.
Krom: Vücuttaki insülin dengesini korur. Kan şekerinin düşmesi açlığa yol açar. Krom ihtiyacınızı karşılamak için fındık, ceviz gibi kabuklu yemişler, brokoli ve tahıl ürünleri yiyebilirsiniz.
Albümin: Can sıkıntısını giderir ve iştahı kapatır. Bu protein, triptofan oluşturarak beyne taşır ve serotonin üretimini artırır. Bezelye, fıstık ve fasulyede bulunur.
Fruktoz: Meyvelerden elde edilen doğal şekerdir. Kan şekeri dengesini kesinlikle etkilemez. Ayrıca yemek sonrası tatlı ihtiyacı duymanızı engeller. Çilek ve bal, fruktozun ana kaynağıdır.
İyot: Tiroit hormonlarının yapımı için gereklidir. Açlık duygusunun gelişmesini engeller. Balık, iyotlu tuz ve soğan, iyot açısından oldukça zengindir.
Ananas: Ananasta, bromelain adlı protein sindirici bir enzim bulunur. Bromelain sindirimi kolaylaştırır, vücudun su tutmasını azaltır, iltihapları giderir, Aşırı trombosit yapışkanlığını önlediği için doğal bir kan incelticidir. Ancak bromelainin kan inceltici ilaçlarla beraber kullanılması tavsiye edilmez. Bazı kişilerde alerjik reaksiyonlar oluşturabilir veya kalp hızını yükseltebilir.
Yavaş metabolizmalı kişiler daha kolay kilo alıyor. Metabolizmayı hızlandırmak için düzenli olarak egzersiz yapmak ve kas dokusunu arttırmak şart Metabolizma, vücudun temel fonksiyonlarını devam ettirebilmek için bir günde ihtiyacı olan minimum enerji miktarıdır. Dinlenme anında vücudun kalori harcama hızına bakılarak ölçülür ve kişiden kişiye değişiklik gösterir. Yemek yeme, uyuma, temizlenme ve benzeri faaliyetler sırasında vücudumuz devamlı kalori yakar.
Metabolizma vücut bileşimleri tarafından etkilenmektedir. Bu bileşimler, vücuttaki kas ve yağ dokularının birbirine oranıdır. Kaslar, vücutta yağlardan daha fazla kalori kullanır. Kaslı bir vücuda sahip kişilerin, daha az vücut yağına sahip oldukları için, daha hızlı metabolizmaları vardır. Örneğin aynı boy ve kiloda olan iki kişiyi ele alalım. Bunlardan düzenli olarak aerobik yapan, vücut geliştirme sporuyla ilgilenen, fitness ve benzeri aletli programları uygulayan kişinin vücut yağ oranı daha düşüktür. Diğeri ise hiçbir sportif aktivite yapmadığı için, vücut yağ oranı diğer kişiye oranla daha düşüktür, dolayısıyla metabolizma hızı da yavaştır. Başka bir deyişle, birinci kişinin vücut fonksiyonlarını devam ettirebilmesi için, ikinci kişiden daha fazla kalori harcaması gerekmektedir.
Metabolizma hızının kilo alıp vermede önemli etkisi var. Bazal metabolizma hızınız ne kadar düşükse, kilolu olma ihtimaliniz de o kadar yüksektir. Eğer hızlıysa şanslısınızdır, vücudunuz enerji sağlamak için daha hızlı kalori yakıyor demektir. Eğer yavaşsa çok fazla kalori almamalısınız, ihtiyacınızdan fazlası yağ olarak depolanacaktır.
Kiloluysanız ilk işiniz metabolizmanızı hızlandırmak olmalı. Bunu yapmak için de kas dokusunu artırmanız gerekli. Kas dokunuz ne kadar fazlaysa metabolizmanız da o kadar hızlanır, ince kalma şansınız artar. 40 yaşından sonra kas dokusu azalmaya başlar. Bu nedenle düzenli egzersizle metabolizmayı hızlandırmak ve vücut fonksiyonlarının daha mükemmel olmasını sağlamak sağlıklı yaşam için bir koşuldur. Yavaş bir metabolizmaya sahip olduğunuzda üşüme, kuru bir cilt, yavaş nabız, düşük tansiyon ve peklik gibi birçok rahatsızlığı da kabullenmiş olmaktasınız.
Metabolizma hızınızın artması için protein ağırlıklı bir diyet etkili olacaktır. Özellikle süt ürünlerinde bulunan konjuge linoleik asit vücutta kas dokusunu artırdığı için metabolizmayı da yüzde 10 oranında hızlandırıcı özelliğe sahiptir. Acı soslu bir yemek yedikten sonra yaklaşık iki-üç saat içinde de metabolizma hızının yüzde 50 oranında artması mümkündür. Bu etki acının kalp basıncını artırmasından kaynaklanır. Kafein içeren içecekler de adrenalin seviyesini ve beraberinde kalp basıncını artırarak metabolizmayı hızlandırır. Yeşil çay ise kalp basıncını artırmadan metabolizmayı hızlandırır.
Eğer iyot eksikliğine bağlı tiroitle ilgili bir probleminiz varsa tiroksin hormonu senteziniz de düşük olacaktır. Bu da metabolizmanızın düşmesine neden olur; bu durumda iyot seviyenizi artıracak deniz mahsulleri ve süt diyetinizde yer almalıdır.
Google'da Hoodia diye arama yapınca, 8 milyon küsür sonuç geliyor. Üstelik de bunların çoğu Hoodia satan firmalar, pazarlamacılar. Hoodia'nın ne olduğu hakkında bilgi veren tarafsız bir merci bulmakta zorlandım açıkçası. Wikipedia'da kısaca Hoodia'nın, Güney Afrika'nın Kalahari Çölü'nde yetişen kaktüs benzeri bir bitki ailesine verilen isim olduğu belirtiliyor ve zoolojik özellikleri veriliyor. Hoodia bitkisinin, Hoodia Gordoni adlı türü ise, iştah kapatıcı özelliği nedeniyle bugün tüm dünyada obezite illetine çare olarak lanse ediliyor. Aşağıdaki paragraf Akşam gazetesinden: "Güney Afrika'da Kalahari'de yaşayan dünyanın en ilkel Afrika kabilelerinden San Kabilesi, Hoodia bitkisini yüzyıllar boyunca açlık ve susuzluğa karşı mücadelede kullanmış. Kabilenin uzun süren avlanma dönemlerinde açlıklarını bastırmak için Hoodia bitkisini çiğnedikleri ilk olarak 1930'da Hollandalı bilim adamları tarafından fark edilmiş. Son yıllarda Hoodia'nın Afrika'daki geleneksel kullanımını destekleyen birçok klinik çalışma yapılmış. Bilim adamlarının obeziteye çare olarak nitelediği Hoodia, dünyada sayıları 1 milyarı aşan kilo sınırındaki insanlar tarafından aşırı iştah problemine çare olarak kullanılabilecek. Hoodia Gordonii, doğal yapısında bulundurduğu bitkisel lifler, organik maddeler, antioksidanlar ve steroidal glikozitler adı verilen biyolojik aktif bileşiklerle diğer bitkilerden çok farklı. Bitkide bulunan aktif steroidal glikozitler, vücudun iştah mekanizmasının kontrolünde görev alıyor." Akşam gazetesindeki yazı "yan etkisi yok" diye devam ediyor. Hoodia ile ilgili bilgi veren sitelerin çoğunda da bunu destekler ifadeler var. Ancak bu Hoodia henüz çok yeni bir keşif, bitki üzerine yapılmış klinik deneyler henüz yok denilebilecek kadar az. Daha çok fareler üzerinde denenmiş.
Hoodia'nın iştah kapatma özelliğinin asıl olarak içerdiği P57 molekülünden kaynaklandığı bildiriliyor. Bu P57 molekülünün patentini alan İngiliz ilaç firması Pytopharm'a göre, bitkide bulunan aktif steroidal glikozitler, vücudun iştah mekanizmasını kontrol ediyor.
Piyasaya çıktığı şu son iki üç yıl içinde fırtınalar kopartmasına karşın Hoodia (en azından Batı medeniyeti için) henüz çok yeni bir keşif ve hakkında çok fazla araştırma, deney yok. Pytopharm'ın şimdiye kadar bu araştırmalara 20 milyon dolar harcadığı iddia ediliyor. Ancak henüz Amerikan Gıda ve İlaç Bürosu (FDA) tarafından onaylanmamış. Tabii, dediğim gibi henüz çok yeni.
Hoodia ile ilgili bir diğer önemli nokta: nereden, ne aldığınıza çok dikkat edin... İştah kapatıcı özelliği olan P57 molekülü yalnızca Hoodia Gordonii bitkisinde bulunuyor, bu bitki de yeryüzünde tükenmek üzere olan ve bu nedenle koruma altına alınmış olan bitki türlerinden biri. "İnternet üzerinden tanıtımı ve satışı yapılan Hoodia ürünlerinin hepsi gerçek olsaydı, o zaman Güney Afrika'nın tamamının bu kaktüs benzeri bitkiyle kaplı olması gerekirdi", diyor uzmanlar. İşin aslı şu ki, piyasada satılan Hoodia Gordonii haplarının hepsi gerçek bitkiden yapılmıyor olabilir veya içlerinde iştah kapatmaya yetecek miktarda P57 bulunmuyor olabilir.
Bu Hoodia Gordonii'nin henüz bilinen bir yan etkisi yok. San yerlilerinin asırlardır bu bitkiyi iştah kapatmak amacıyla kullanıyor olmaları, tabii önemli bir veri. Adamcağızların yoksullukları dışında bariz bir sorunları yok. Hoddia Gordonii'nin bu kadar patlaması sayesinde yakında yoksulluktan da kurtulacaklar muhtemelen. Yalnız, bu bitkide asıl iştah kapatan madde olarak lanse edilen P57 molekülünün yaptığı iş, beyni vücutta yeterince kan şekeri olduğuna inandırarak henüz yemeden sahte tokluk sinyali vermek. Bu da, henüz ortada kesin bir şey olmasa da, özellikle şeker hastalığı (diyabet) olan insanlar için tehlikeli olabilir. Yine uzmanlara göre, bu madde karaciğer ve böbreklere de zarar verebilir. Ayrıca, bu bitkinin başka ilaçlarla beraber kullanımı üzerine de henüz herhangi bir araştırma yapılmamış. "Yüzde yüz doğal", "tamamiyle bitkisel" denilen zayıflama hapı Lida'nın neden olduğu felaketlerden sonra artık tamamen bitkisel de olsa, doğal da denilse kullanacağınız hapları mutlaka ve mutlaka önce iyice araştırın.
Hızlı Kilo Vermek İsteyenlere 1 Günlük Mucize Diyet
Bu tek günlük mucize diyette, bir gün diyet yapıyorsunuz ertesi günse normal besleniyorsunuz. Bu tempoyu da yeterince kilo verdiğinize inanana kadar sürdürüyorsunuz.
Bu tek günlük denilen diyetler aslında kolesterol düşürücü diyetler olarak da biliniyor. Bu diyete ayrıca "24 Saatlik Mucize Hollywood Diyeti" de deniliyor.
Diyet günü, 2 saatte bir olmak üzere, sadece ve sadece çikolatalı diyet gofret (wafer deniliyor İngilizcesinde, bizde henüz çikolatalı diyet gofret var mı emin değilim ama bazı diyet markalarının çikolatalı bisküvileri var marketlerde, bakkalarda) ve çiğ meyve yiyorsunuz. Ayrıca bu diyet sırasında (tüm diyetlerde olması gerektiği gibi) günde en az 8 bardak su içmeniz çok önemli. Bu diyetten maksimum biçimde yararlanabilmek için diyetisyenler, diyetle beraber hafif bir egzersiz programı uygulanmasını da kesinlikle tavsiye ediyorlar. Her gün veya haftada 3 kez kısa mesafelerle yürümek yeterli olabilir.
Söylendiğine göre, bu tür tek günlük kolesterol düşürücü diyetlerin en büyük avantajı, uygulayan kişide kas kaybına yol açmıyor oluşu. Bu, büyük ölçüde yüksek protein ve düşük kaloriye sahip waferlerden, kısmen de kişinin normal beslenmesinden uzun süre uzak kalmayışından kaynaklanıyor. Ne de olsa 1 gün wafer yeseniz bile, ertesi gün normal beslenmenize dönüyor istediğinizi yiyorsunuz, sonraki gün yine diyet...
Öte yandan, uzmanlara göre bu diyetin dezavantajı ise kişinin yeme alışkanlıklarını düzeltmemesi. Yani, eskiye nazaran daha gelişmiş bir beslenme biçimi önermediğinden, diyeti bıraktıktan sonra eski kilonuza dönme şansı yüksekmiş. Tabii, bu durum kısa süreli, hızlı sonuç veren tüm diyetler için geçerli. Bu blogda yayınladığım diyetler arasında sadece biri benim kendi diyetim, onu sonuna kadar savunabilirim çünkü yıllar içinde ne zaman gerektikçe denedim ve her seferinde işime yaradı. (Gerçi o da anladığınız gibi öyle çok kalıcı bir etki bırakmıyor. Verdiğiniz kiloları geri almamak için diyetten sonra da, yaşam ve beslenme biçiminizi kalıcı olarak değiştirmeniz şart.) Ama her diyet kesinlikle herkese uymayacağından çeşit yaratmak için diğerlerini yabancı beslenme sitelerinden araştırıp buluyorum ve mümkün olduğunca bulduğum iyi ve kötü özellikleriyle yazmaya çalışıyorum ki denemeyi düşünenin geniş bir fikri olabilsin diye.
Hızlı Kilo Vermek Uğruna Sağlığınızla Oynamadan 5 Günde 3 Kilo Verin!
Sağlığınızı riske atmadan, gerekli besinlerden mahrum kalmadan ve sıkılmadan hızla kilo verin. Ben bu diyeti uygulayarak gerçekten de çok kilo verdim. Bir çok insan da bendeki sonuçlarını görerek denedi, gerçekten abartmıyorum çevremde kilolu insan kalmadı. Hızlı kilo verdiren diyetler genelde doğal olarak sağlıksız oluyor, kimseye önererek riske girmek istemem. Ama bu diyette alınması gereken tüm besin gruplarına yer var, üstelik miktar sınırlaması da yok. Hadi bakalım! 1. gün: Sadece haşlanmış patates yiyeceksiniz. Sabah, öğlen, akşam. Başka bir şey yok. Ama istediğiniz kadar, kusana kadar yiyebilirsiniz. 2. gün: Yalnızca haşlanmış sebze. Ama aklınıza gelebilecek her tür sebzeyi yiyebilirsiniz. Yağsız olmak kaydıyla her tür çiğ salata, yine yağsız haşlanmış sebze yemekleri, türlüler... Sabahtan itibaren. 3. gün: Bugün et günü. Yine sabahtan başlayarak haşlanmış, ızgara ne çeşit olursa olsun, yağsız et. Yağsız ton balığı, ızgara balık, tavuk... 4. gün: Özellikle de hazır yaz gelirken en sevdiğim gün bugün. Meyve günü. Yine yiyebildiğiniz kadar her tür meyveyi tüketin. 5. gün: Yalnızca yumurta. Tamamen hayalgücünüze bırakıyorum. Yumurtadan yapılan herşeyi yiyebilirsiniz.
6. ve 7. günler bu diyetin bayramları yani dinlenme günleri, yani 5 gün boyunca mideyi dinlendirdikten sonra istediğiniz gibi yorma günleri diyebiliriz. Hafta başında yine aynı sırayla diyeti uygulamaya başlamak şartıyla. Tabii deneyimli diyetçilere söylememe gerek yok: Şekersiz çay, kahve, yeşil çay ve diyet meşrubatlar her daim serbest. Not: Sakarin benzeri şeyler yerine çayınızı, neskafe'nizi şekersiz içmenizi öneriyorum. Böbrekleri daha fazla çalıştırarak su kaybını belirgin ölçüde arttırıyor.
Bu 5 günlük diyette özellikle de ilk başlarda vücut çok çabuk su kaybettiği için hızla kilo veriliyor insanın morali düzeliyor, motivasyonu artıyor. Ben şahsen çabuk kilo veren (ve alan) bir yapıya sahip olduğumdan diyetten hiç sapmamayı becerirsem bu 5 günde 5 kilo verebiliyorum ancak bunun 1-2 kilosu su oluyor ve 6., 7. günler yediklerimle zaten 2 kiloyu genelde geri alıyorum. Yani 5 ileri, 2 geri, haftasonu bol bol yiyerek haftada 3 kilo rahat rahat verilebiliyor. 6. ve 7. günlerde biraz aşırıya kaçmamın tek nedeni oburluk değil biraz da düşük kaloriyle idare etmeye kolayca alışan vücudu şoke etmek istemem. Uzun süren rejimlerde arasıra aşırı yemek yiyip tekrar aniden kesmek gerekir ki, metabolizma duruma uyum sağlamasın. Kolay gelsin! * Bu yazının aslı 7.6.2006 tarihinde yine bu blogda ilk yayınlanmış,sonradan bazı teknik nedenlerden dolayı bu sayfaya taşınmıştır.